Beyinden naklen yayın

Ben üniversitede okurken kısa süreli bir ev arkadaşım olmuştu. Çok ilginç bir kızdı. Kafasından ne geçerse söylerdi. Tabi bunu derken “boşboğaz” demek istemiyorum. Boşboğazlığın da ötesinde birşeydi. Resmen kız beyninden naklen yayın yapardı: “Şimdi ayağa kalkacaaaammm, içeri gideceeeemm, bir bardak süt alacaaam…” İnanmadınız mı? YEMİN EDİYORUM! Herşeyi anlatırdı yaa. Beynine giren çıkan tüm komutları bilirdik. Salak salak yüzüne bakınca da “Ne oluyor yaa?” derdi. Söyleyince de inanmazdı yaptığına. Tamamen istemsiz yani. İnanılmaz!

Daha fazla

Bay bay memmmeeeeeeeeeeee!

İlk emzirme yazımı yazarken bunun finalini ne zaman ve nasıl yazacağımı merak ediyordum. İşte beklenen gün geldi çattı. Görkemli bir finalle emzirme sezonumu açılmamak üzere kapattım.

Daha fazla

Korkunç, dehşet, hatta dehşetengiz, ürkünç, “amanın nereden çıktı bu” dedirten 2 yaş sendromu!!!

Allah var şimdi, ben biliyordum başıma gelecekleri de daha önceden yazmıştım. Ama yine Allah biliyor ya bu kadar olacağını da tahmin etmemiştim. İki yaş sendromu bizim evi derinden sarstı. Bu gidişle de daha uzun süre de sarsacağa benziyor.

Daha fazla

Çıktığın kapıya dıkılmak!

Yıllar önce Kayserili bir ahbabın düğünü vardı. Hani düğünlerde sinevizyon gösterileri olur ya, gelinle damadın bezli hallerinden başlayarak her anlarının fotoğraflarını gösterirler, sonra da fotoğraflarla aşk hikâyeleri başlar, yok ilk karşılaştıkları yer, yok ilk koklaştıkları yer… Ardından akrabalarına mikrofon uzatılır, duygu ve düşünceleri alınır. İşte kızın anneannesi böyle bir anda kendine uzatılan mikrofona “Teyzecim, torunun gelin oluyor, sen neler diyeceksin?” sorusuna “Yavrım ni diyim, Allah çıktığı kapıya dıkmasın,” diyerek tüm salonu kahkahaya boğmuştu. Kadına biz de çok gülmüştük ama doğru söylemiş vallahi. Allah kimseyi çıktığı kapıya dıkmasın. Hele ki kucağında iki bebeyle…

Daha fazla

Madam Secce 1. Bölüm: Çocukevi

Geçenlerde elime bir kitap geçti. Adı Montessori Yöntemiyle Çocuk Yetiştirme gibi bir şeydi. Size de göstereyim diye aradım ama nesli tükenmiş kitabın. Bir arkadaşım sahaflarda bulmuş zaten. Çok faydalandığını söyledi. Ben de atladım. Adı üzerinde, kitapta Montessori yöntemiyle çocuk nasıl yetiştirilir onu anlatıyor. Montessori Eğitimi bir çok yerde karşıma çıkmıştı. Ama oturup adamakıllı okuma şansım hiç olmamıştı. Gerçi yine adamakıllı okuduğumu söyleyemem. Bebeler ulaşmasın diye kitabı yükseğe koymuştum. Nasıl becerdilerse almış, arka kapağı çizik çizik etmişler. Kitabın başına başka bir iş gelmesin diye bir gün bebeler şekerleme yaparken fırsat bu fırsat deyip geçtim başına. Uyanacaklar diye korkuyla tepesinden gözünden hızlı hızlı okudum çıktım. Kitap çok süper değildi, anlatımı çok hantaldı, hatta bir ara kendimi doktora tezi okuyormuş gibi hissettim. O kadar zor bela ilerliyordu ki bir çok yerine sadece göz gezdirdim, kimi yerleri de atladım. Anlatış tarzını hiç beğenmedim ama anlattığı yönteme bayıldım. Bir çoğunuz eminim biliyorsunuzdur ama yine de kısaca değineyim. Montessori Yöntemini, Madam Montessori uzun süre bebeleri doğal ortamlarında inceleyip ederek geliştirmiş. Şimdi size eğitim yöntemini anlatmayacağım, bilmeyenler bir fikir edinmek için şuraya bakabilir. Ben bu yöntemden payımıza neler çıkardığımı anlatacağım.

Daha fazla

Blog Stats

  • 147.873 hits