Çıktığın kapıya dıkılmak!

Yıllar önce Kayserili bir ahbabın düğünü vardı. Hani düğünlerde sinevizyon gösterileri olur ya, gelinle damadın bezli hallerinden başlayarak her anlarının fotoğraflarını gösterirler, sonra da fotoğraflarla aşk hikâyeleri başlar, yok ilk karşılaştıkları yer, yok ilk koklaştıkları yer… Ardından akrabalarına mikrofon uzatılır, duygu ve düşünceleri alınır. İşte kızın anneannesi böyle bir anda kendine uzatılan mikrofona “Teyzecim, torunun gelin oluyor, sen neler diyeceksin?” sorusuna “Yavrım ni diyim, Allah çıktığı kapıya dıkmasın,” diyerek tüm salonu kahkahaya boğmuştu. Kadına biz de çok gülmüştük ama doğru söylemiş vallahi. Allah kimseyi çıktığı kapıya dıkmasın. Hele ki kucağında iki bebeyle…

Daha fazla

El elin eşeğini… sendromu

Anacım, bu dünyada kendi işini kendin yapacaksın. Kimseden bir iş beklemeyeceksin. Kimseye güvenmeyeceksin. Hele karşındaki tuvalete gitmeyi bile unutan bir ikiz anası ise ondan bir iş vereceksen iki kere düşüneceksin, sonra da vazgeçeceksin!

Daha fazla

Cool anne

Bir arkadaşım vardı. Cırıl cırıl sürekli bebelerine bağırırdı. Ne zaman onlara gitsem kafam tutar, üç gün yatardım. 2-3 yaş aralı üç çocuğu vardı. Bir ona bağırırdı, bir buna, bir de ötekine. Büyük kız okula gidince öğretmeni “Siz buna evde çok mu bağırıyorsunuz?” demiş. Benim arkadaş utanmış, “Nereden anladınız?” demiş, “E bağırmadan hiçbir şey yapmıyor ki,” demiş. Sahiden de ismini normal söyleyince çocuklar tepki vermiyordu. Bağırınca kafalarını kaldırıyor, ama yine de denileni yapmıyor, canhıraş bir feryat sonrası uflaya puflaya denileni yapmaya yöneliyorlardı. Aman ne kınadıydım o arkadaşı! Bugünleri önceden görsem hiç kınar mıydım sanki!

Daha fazla

Bir anneyi kim işe almak istemez?

Geçenlerde tam olarak ne olduğunu şimdi hatırlayamıyorum ama bir şey ararken elime CV’m geçti. İster istemez baktım. CV’mde 2010 yılında her şey donmuş.  E boru mu ikiz dünyaya getirdim. Aslında yine ara ara ufak tefek işler yaptım ama belli ki CV’ye eklemeye fırsatım olmamış. Bebelerim henüz iki yaşına basma eşiğinde. İşe dönmek için biraz daha vakit tanıyorum kendime ve onlara. 4 yaşından önce okula göndermeyi düşünmüyorum. Bu yıllar da CV’de koca bir boşluk olarak sırıtacak. Artık bir yerlere başvuru yaparken o koca boşluğa büyük puntolarla İNSAN YETİŞTİRDİM- HEM DE İKİ TANE – HEM DE AYNI ANDA yazmayı düşünüyorum. İlk anda bakınca aslında bunun insanın iş hayatına olumlu bir etkisi yok gibi geliyor ama işin aslı hiç de öyle değil. Bakın şu son iki yılda çocuk büyütmek bana neler kazandırdı. Zamanla kim bilir daha neler kazanacağım.

Daha fazla

Ağzım kulaklarımda, başım havada, gönlüm ferah, değmeyin keyfime ulennn

Bugünkü yazıya tü tü tü tü maşallah diyerek başlıyorum. Allah nazardan saklasın, bugün pek mutluyum. İçim kıpır kıpır. Acayip enerji doluyum. Hani kurtlu Anadolu kadınlarının “Ay bugün pek mutluyum, kalkıp şu camları sileyim,” dedikleri mod var ya işte tam o moddayım. İşin sırrının ne diye sorarsanız vallahi bir sır yok.

Daha fazla

Teknoloji Fukarası

Yaşlıların teknolojiyle cebelleşmelerini izlemek ne kadar zevkli değil mi? Ya da mesaj atmak, telefon numarası kaydetmek gibi en basit şeyleri bile bacak kadar torunlarına yaptırmalarını görmek ne komik. Benim yaşlı bir komşum var. Telefonuna kontör yüklemek için sürekli bana gelmesine gülüyordum. Anneannemin ilk cep telefonu kullandığında telefonun şarjının bittiğini nasıl anladığını bize anlatırken “Baktım ekran zından oldu, (zindan gibi karanlık oldu) anladım ki şarjı bitmiş,”  demesini hatırlayıp hatırlayıp güldüğüm de doğru. Ya da doğruydu! Artık gülmüyorum. Çünkü söz konusu teknoloji olunca 80lik teyzelerden hiç farkım kalmadı.

Daha fazla

Başarılı erkeğin arkasındaki sürünen kadın

Kocamın üniversite yıllarından beri kaymakam olmak gibi bir ideali varmış. Ama Allah biliyor ya çok da peşine düşmemiş. Ben evlendikten sonra da hep KPSS’lere girdi durdu. Ama yine Allah biliyor ya doğru düzgün hiç çalışmadı. Sonra otuz yaş sınırını geçince, kaymakamlık sevdası da kendiliğinden kalktı gitti. Burada bu hikâyeyi noktalamak isterdim ama tabi insan benim gibi kadersiz olunca bu hikâye de burada bitmedi!

Daha fazla

İçimdeki çocuk, hay Allah belanı versin!

Hani insanlar övünür gezer ya “Efendim, ben içimdeki çocuğu hiç öldürmedim, bunları ona borçluyum,” “İçimdeki çocuk sayesinde bugünlere gelebildim,” falan filan. Milletin içinde ne kadar güzel çocuklar var maşallah. İnsan ister istemez gıpta ediyor. Benim de içimde bir çocuk var. Tahminen pankreasımla safra kesem arasında. Ara ara dürtüyor da oradan biliyorum. Yüz yüze görüşme şansımız hiç olmadı, ama sümüklü ve muzır bir çocuk olduğundan hiç şüphem yok. Her fırsatta başımı derde sokmak için uğraşıyor. Allah biliyor ya, bebelerimden önce ondan bu kadar şikâyetçi değildim. Ama bebelerden sonra vıyyy…. Zaten iki bebe gece gündüz canımı çıkarıyor, bir de içimdeki bebeyle uğraşmak tam bir dert! Ne yapıyor da seni bu kadar yoruyor bu içindeki çocuk derseniz, bilmem ki nereden başlatsam anlatmaya.

Daha fazla

“Feysbukum vatana millete hayırlı olsun. Bismillahirrahmanirrahim” (Feysbuk sayfamın açılış töreninden kurdele kesim safhası)

İddia ediyorum, feysbukun Türkiye’deki ilk kullanıcılarından biri de bendim. Ben feysbuktayken hiç biriniz yoktunuz, anacım. Benim de hiçbir arkadaşım yoktu. Sonra yavaş yavaş dökülmeye başladılar. Yıllardır görmediğim arkadaşları görmek beni çok mutlu etti. “Aa o da buradaymış, ooo bu da buradaymış,” diye diye ekledim herkesi. İlk şaşkınlığım geçince bir baktım ohoooo kimi gitmiş harvırda marvırda, kimi fıstık gibi koca bulmuş, kimi nur topu gibi bebe doğurmuş, iş kuranlar, dünyayı dolaşanlar, ohoooo… Açık konuşuyorum, çatır çatır çatladım. Silip attım feysbuku. Bir daha da açmaya niyetim yoktu. Ta ki bugüne kadar.

Daha fazla

Allah aşkına doğruyu söyle doktor, yoksa ölecek miyim?

Bebelerimizin aramıza katılmasıyla tüm hayatımız allak bullak oldu. Kendimiz için hiç zamanımız kalmadı. Normal zamanlarda bu durum o kadar canımızı yakmıyor ama –Allah göstermesin- bir hastalık anında işimiz çok zor oluyor. Kocam yine şanslı. Benim gibi karısı var. Onsuz da idare edebiliyorum. O gidebiliyor doktora. Bense bebeler doğdu doğalı doktor yüzü göremedim. Aylarca doğuma bağlı problemlerim oldu da bir fırsat bulup doktora gidemedim. Bırak kapısına gitmeyi doktora telefon bile açamadım. Sıkıntılarım da bekledi, bekledi, baktılar ki ilgilenen yok kendi kendilerine geçtiler şükür. Ya da alıştım da fark etmez oldum sıkıntıyı, bilemiyorum. Ama şu aralar öyle bir derdim var ki kesin bir doktor görmeli. Öyle böyle değil rahatsızlığım. Bir el konmazsa biliyorum beni teneşirlik edecek bu dert. Bir fırsat bulur da doktora gidersem ona diyeceğim ki

Daha fazla

Previous Older Entries

Blog Stats

  • 148.072 hits