Bay bay memmmeeeeeeeeeeee!

İlk emzirme yazımı yazarken bunun finalini ne zaman ve nasıl yazacağımı merak ediyordum. İşte beklenen gün geldi çattı. Görkemli bir finalle emzirme sezonumu açılmamak üzere kapattım.

Daha fazla

Emzirmek ya da emzirmemek. Bunun arası yok mu?

Ben sadece on beş gün anne sütü alabilmişim. Sadece on beş gün! Ağabeyim benden de beter: yalnızca bir hafta. Annem küçük anne olmuş. Doğum sonrası hep göğüslerinde iltihap olurmuş. Doktor yerine babaannem tedaviye soyunmuş. E aslan gibi beş tane büyütmüş. O bilmeyecek de kim bilecek? Babaannem “Tuvalete ters otur göğsünü tarakla tara, iltihap hemen geçer” demiş. O zamana kadar mahalledeki tüm karılara şifa olmuş(!) bu yöntem. Ama olacağı bu ya, anama olmamış. Niye bilmiyorum, belki taraktaki diş sayısı iltihabı kurutmak için yeterli değildi, belki alafranga yerine alaturka tuvalet kullanılmalıydı… Öyle böyle, anamın iltihabı devam etmiş. Bakmışlar anamdaki iltihabı kesemiyorlar bari bebeyi memeden keselim demişler. Olan ağabeyimle bana olmuş.

Ağabeyimi bilmem ama ben çok üzülürüm doğru dürüst anne sütü alamadığıma. Keşke söylemeselermiş bana ememediğimi. Okula başlayana kadar emdin, hatta teneffüslerde koşar gelir yine emerdin falan deselermiş. Bir türlü atlatamadım bu emememe olayını. O yüzden günün birinde bebeğim olursa mutlaka emziririm, ne yapar eder emziririm diye düşünürdüm hep. Açıkçası emzirmeyi kolay bir şey sanıyordum. Bir meme, bir bebe yeter diye biliyordum. Meğersem durum pek de böyle değilmiş. Bir sürü problem çıkabiliyormuş. Bir de bebe sayısı bir değil iki olunca, kırk yıl düşünse aklına gelmeyecek şeyler insanın başına gelebiliyormuş.

Daha fazla

Blog Stats

  • 147.960 hits