Allah’ım sen aklıma mukayyet ol!

Üç, altı, dokuz derken on dokuz da bitti. Dile kolay, on dokuz ay bitti! Şu ara düzelir, bu ara düzelir, aa daha düzelmedi mi, düzelir canım düzelir… denilen uykular daha bir türlü düzelmedi. Mevcut düzensizlik de daha beter bozuldu gitti. Şu aralar tek duam var: Allah’ım sen aklıma mukayyet ol!

Daha fazla

Babalara rehber – 2. Bölüm: Gece rutiniyle ilgili bilinmesi gerekenler

Allah biliyor ya şuraya koyduğum yazılardan en çok reytingi Babalara Rehber’in 1. Bölümüyle aldım. (Blogda link verip maviye boyamanın, siz basınca da o yazının çıkmasının nasıl sağlandığını henüz bilmiyorum. Şu an öğrenme şansım da yok. Bebelerim kapıyı tırmalıyor. Bir an önce yazıyı bitirmem lazım. O yüzden okumayanlar varsa ya da bir kez daha okumak isteyen olursa ya da bakıp “Şu yazı mıymış hmm” diyecekler varsa bir zahmet eski püskü yazılarım arasından bulsunlar, anacım.) Parantezi kapatıp kaldığım yere dönecek olursam, efendim, babalara akşam rutiniyle ilgili yazdığım yazıya ilgi büyüktü. Demek ki ortada kanayan bir yara var. Ben de bugün lıkır lıkır kanamakta olan bu yaraya biraz daha parmak basıp babaları gece rutiniyle ilgili  aydınlatmak istedim. Artık çıktısını alır adamın gözüne mi sokarsınız, buzdolabına mı asarsınız, fwd mi yaparsınız, feysine mi koyarsınız, tivitırdan mı yuvarlarsınız, size kalmış hanımlar. Çemkirmesi benden, ulaştırması sizden.

Daha fazla

Aylar sonra gelen mutluluk

Hahahaha bugün çok mutluyum. Güne inanılmaz bir başlangıç yaptım. Ağzım kulaklarımda. Gönlüm ferah. Yüzüm gülüyor. Keyfim yerinde. Neşem de yerinde. Çok şen şakrakım. Hatta neredeyse zil takıp oynayacağım. (Hmm durumla ilgili ilk aklıma gelen deyimler bunlar.) Peki niye mi bu kadar mutluyum? Çünkü uyudum. U-YU-DUM. Uyudum. Uyudum. Uyudum. Uyudum. Uyudum. Hem de yılın en uzun gecesinde. Allah’ım bundan güzel bir şey olabilir mi? Gerçi benim uyumam birçok şeyin ters gitmesine, planın bozulmasına sebep oldu. Niye mi? Durun en başından başlayayım.

Daha fazla

Normale dönüş, anormalliği özleyiş. Ben normal miyim?

Geçen hafta evde kös kös otururken anamı aradım. “Hazırlık yapıyorum, anneannenlerle kaplıcaya gidiyoruz,” dedi. Amanın nasıl kıskandım, nasıl kıskandım anlatamam. Hayır, bozuk yumurta kokulu kaplıca sularından çok haz etmem ama en azından her anını ezbere sayabileceğim günlük rutinden dışarı çıkma fikri bile çok heyecan vericiydi. Annemden elbette bir davet almadım. Kadıncağız anası, babası ve bacısıyla dinlenmeye gidiyor, ben gelirsem başına neler gelebileceğini biliyor tabi. Telefonu kapatınca teyzemi aradım. Sırf laf olsun diye “Oleeeeyyy ben de geliyoruuuuum” diye bağırdım. Aman teyzem bir sevindi, bir sevindi, anlatamam. “Keşke başka bir şey dileseydim” dedi. Canım teyzem ne varsa onda var hehe. Tatillerine iki bebemle katılmama sevinebileceğine pek inanamadım. “Harbiden gelsem sevinir miydiniz” dedim. Meğersem hepsi de benim gelmemi istiyormuş, ama çocuklarla zor olur diye teklif edememişler! Aman bir heveslendim. Hemen anamı geri aradım, biz de gelelim mi diye. Hımm humm dedi, dur bir bakalım, yer var mı falan yaptı. Normal şartlarda gurur yapar, “Vay istenmediğim yerde işim ne!” diye kapris yaparak hayatta adımımı atmazdım ama iki bebeyle bende yüz müz kalmadı. Zorla kendimi davet ettirdiğim kaplıca tatiline inanılmaz bir dalış yaptım.

Daha fazla

Uykusuzum demiş miydim?

Hep uykusuzluktan şikâyet ettiğimin farkındayım. Aslında bunlar benim süper günlerim. Bundan beter olduğum günlerde bir blogum yoktu da yazamadım. Hoş yazmayı bırakın, bilgisayarın düğmesine bile basacak halim yoktu o zamanlar.

En son uyuduğumda bebekler kuvözdeydi. Ne kadar doğru düzgün bir uyku çekebildiğimi siz tahmin edin. Lohusalığın da etkisiyle durup durup onlar için üzülüyor, ağlıyordum. Ben ağlarım yavruma, anam ağlar yavrusuna misali annem beni düşünüyor ve “Kızım, bunlar iyi günlerin. Hazır bebeler de başında yokken, yat uyu” diyordu. O zamanlar onu zalimlikle suçluyordum ama meğersem haklıymış.

Daha fazla

İkiz ailesini ziyaret edecekler aman ha dikkat!

Bir ikiz ailesini ziyarete mi gideceksiniz? Nelere dikkat etmeniz gerektiğiniz biliyor musunuz? Okuyun bakın, bana dua edeceksiniz!

  • Bir ikiz ailesini ziyarete giderken asla ve asla aç gitmeyin. Yani bunu kendi iyiliğiniz için söylüyorum. Özellikle yanında bir yardımcısı yoksa, anne bırakın yemek hazırlamayı, hazır olan yemeği bile yiyemiyordur. Kaldı ki size yiyecek bir şeyler çıkarabilsin. Birkaç günlük makarnasının yanındaki küflü ekmeği de sizinle paylaşmak istemeyebilir. Halden anlamak lazım.
Daha fazla

Sıradan bir gecenin ardından…

Şu an saat sabahın 10’u. Çocuklarım ablalarıyla birlikte teptiğim odadan çıkabilmek için var güçleriyle bağırıyorlar, kapıyı tırmalıyorlar. Ama çıkamayacaklar. En azından ben dün gece yaptıklarını bir bir dökene kadar oradan çıkamayacaklar!
Dün yine çok sıradan bir gece yaşadık: Saat 9’da bebekleri yataklarına koyduk. Sevdiğim dizinin eşliğinde ortalığı biraz toparladım. Eşimle gündüzümüzden söz ettik. Biraz gülüştük. Çay içtik. 11’e doğru sabah erken kalkacağımız için yattık. Gözümü bir açtım ki gün doğmuş, dersem tabi yalan olur. Böyle bir şey olsaydı, bizim için ekstra-manyak-ultra sıra dışı bir gece olurdu. Bizim sıradan gecemiz şöyle oluyor: misal dün gece. Saat 8.30’da babası oğlanı alıp yan odaya gitti, ben de kızı aldım ve bebeleri uyutma girişimimiz başladı. Muhtemelen 10’a doğru başarıya ulaşmışızdır. Muhtemelen diyorum çünkü uyuyup kalmışım. En son baktığımda saat 9 buçuk falandı. Gece 1’de kızımın zırıltısıyla uyandım. Yatağımın bir ucunda yatan kızıma ulaşıp pışpışlayayım dedim. Ama başaramadım. Çünkü külçe gibi kaskatı olmuşum. Üstüm açık kaldığı için donma tehlikesi geçiriyormuşum meğersem. Allah’tan kız uyandırdı da hayata yeniden tutundum. Neyse ne diyordum? Biraz ısınma hareketlerinin ardından kızı pışpışladım. Hemen geri daldı.

Daha fazla

Kenar

Blog Stats

  • 147.960 hits