Normale dönüş, anormalliği özleyiş. Ben normal miyim?

Geçen hafta evde kös kös otururken anamı aradım. “Hazırlık yapıyorum, anneannenlerle kaplıcaya gidiyoruz,” dedi. Amanın nasıl kıskandım, nasıl kıskandım anlatamam. Hayır, bozuk yumurta kokulu kaplıca sularından çok haz etmem ama en azından her anını ezbere sayabileceğim günlük rutinden dışarı çıkma fikri bile çok heyecan vericiydi. Annemden elbette bir davet almadım. Kadıncağız anası, babası ve bacısıyla dinlenmeye gidiyor, ben gelirsem başına neler gelebileceğini biliyor tabi. Telefonu kapatınca teyzemi aradım. Sırf laf olsun diye “Oleeeeyyy ben de geliyoruuuuum” diye bağırdım. Aman teyzem bir sevindi, bir sevindi, anlatamam. “Keşke başka bir şey dileseydim” dedi. Canım teyzem ne varsa onda var hehe. Tatillerine iki bebemle katılmama sevinebileceğine pek inanamadım. “Harbiden gelsem sevinir miydiniz” dedim. Meğersem hepsi de benim gelmemi istiyormuş, ama çocuklarla zor olur diye teklif edememişler! Aman bir heveslendim. Hemen anamı geri aradım, biz de gelelim mi diye. Hımm humm dedi, dur bir bakalım, yer var mı falan yaptı. Normal şartlarda gurur yapar, “Vay istenmediğim yerde işim ne!” diye kapris yaparak hayatta adımımı atmazdım ama iki bebeyle bende yüz müz kalmadı. Zorla kendimi davet ettirdiğim kaplıca tatiline inanılmaz bir dalış yaptım.

Daha fazla

Blog Stats

  • 148.072 hits