Bebelerin sabah ana babalarını uyandırma taktikleri ve bunlardan kurtuluş reçeteleri

Uyku… Hiç bir zaman hayır diyemeyeceğimiz ihtiyacımız… Ne kadar uyusa da uykuya doyamaz insan, yine uykusu gelir. Uyuyan güzelin bu kadar uzun süreli uykuyu neye borçlu olduğunu biliyor muydunuz? Elbette çocuk sahibi olmamaya. Çocuk doğurunca o da ayvayı yedi.

Daha fazla

Bir yastıkta kocamayı geçtik, aynı odada kocasak yeter

Bir ikiz annesi tanımıştım yıllar önce. Bir kızı bir de oğlu vardı. Karı koca doktorlardı. Çocukları ben tanıdığımda yedi yaşındaydılar. Ve iki kişilik bir yer yatağında birlikte yatıyorlardı. “Doğduklarından beri birlikte yatıyorlar,” dedi annesi. Küçük bebekken birlikte yattıklarında hiç uyanmazlarmış. O zamandan beri de hiç ayırmamış anneleri. Şimdi en az on beş yaşında olmalılar. Şimdi şuraya yazarken aklıma takıldı, acaba hâlâ birlikte mi yatıyorlar, bir mail atıp sormalı.

Daha fazla

Uyuyun da büyüyün artık ulen, nenniiiii neeenniii nennniiiiiii

Ben pek ninni bilmem. Hani şu meşhur dana ninnisini bilirim. Dandini dandini dasdana / danalar girmiş bostana diye başlayıp kov bostancı danayı / yemesinler lahanayı diye biten ninni. Başka da düşünüyorum, yok. Hayatımda bu kadar konuyla alakasız, saçma sapan başka bir dörtlük görmemiş olsam da sık sık kullanıyorum kendisini. Çünkü dediğim gibi, başka ninni bilmiyorum.

Daha fazla

Beni yiyen, bitiren, inceldiği yerden kopsun dediğim ama bir türlü inceltemediğim “ikiz bağı”

İkizler arası bağlar hep merak edilir ya… Hani bir efsane vardır, birinin bir yeri ağrıyınca öbürünün de ağrıyormuş. Bana soruyorlar, doğru mu diye. Ben de bilirkişi edasıyla cevaplıyorum: “Yok canım, farklı organizma bunlar. Öyle bir şey yok.” Ama tabi uyduruyorum, ben nereden bileyim? İkisinin aynı anda “aciii aciii” diye geldiği hiç olmuyor. En fazla tokuştuklarında ya da yoluştuklarında aynı yerleri birlikte ağrıyor. Gerçi annemin teyzelerinden birinin doğum sancısı tuttuğunda diğerinin de karnı ağrımış diye bir rivayet var.  Belki tek yumurtalarda oluyordur böyle şeyler. Kim bilir? Aynı acıyı çekip çekmediklerinden emin değilim ama bizimkilerde acayip bir telepatik bağ olduğundan kuşkum yok.  Bu bağ da yarasa gibi bir şey, ne hikmetse hep geceleri ortaya çıkıyor.

Daha fazla

Allah’ım sen aklıma mukayyet ol!

Üç, altı, dokuz derken on dokuz da bitti. Dile kolay, on dokuz ay bitti! Şu ara düzelir, bu ara düzelir, aa daha düzelmedi mi, düzelir canım düzelir… denilen uykular daha bir türlü düzelmedi. Mevcut düzensizlik de daha beter bozuldu gitti. Şu aralar tek duam var: Allah’ım sen aklıma mukayyet ol!

Daha fazla

Babalara rehber – 2. Bölüm: Gece rutiniyle ilgili bilinmesi gerekenler

Allah biliyor ya şuraya koyduğum yazılardan en çok reytingi Babalara Rehber’in 1. Bölümüyle aldım. (Blogda link verip maviye boyamanın, siz basınca da o yazının çıkmasının nasıl sağlandığını henüz bilmiyorum. Şu an öğrenme şansım da yok. Bebelerim kapıyı tırmalıyor. Bir an önce yazıyı bitirmem lazım. O yüzden okumayanlar varsa ya da bir kez daha okumak isteyen olursa ya da bakıp “Şu yazı mıymış hmm” diyecekler varsa bir zahmet eski püskü yazılarım arasından bulsunlar, anacım.) Parantezi kapatıp kaldığım yere dönecek olursam, efendim, babalara akşam rutiniyle ilgili yazdığım yazıya ilgi büyüktü. Demek ki ortada kanayan bir yara var. Ben de bugün lıkır lıkır kanamakta olan bu yaraya biraz daha parmak basıp babaları gece rutiniyle ilgili  aydınlatmak istedim. Artık çıktısını alır adamın gözüne mi sokarsınız, buzdolabına mı asarsınız, fwd mi yaparsınız, feysine mi koyarsınız, tivitırdan mı yuvarlarsınız, size kalmış hanımlar. Çemkirmesi benden, ulaştırması sizden.

Daha fazla

Aylar sonra gelen mutluluk

Hahahaha bugün çok mutluyum. Güne inanılmaz bir başlangıç yaptım. Ağzım kulaklarımda. Gönlüm ferah. Yüzüm gülüyor. Keyfim yerinde. Neşem de yerinde. Çok şen şakrakım. Hatta neredeyse zil takıp oynayacağım. (Hmm durumla ilgili ilk aklıma gelen deyimler bunlar.) Peki niye mi bu kadar mutluyum? Çünkü uyudum. U-YU-DUM. Uyudum. Uyudum. Uyudum. Uyudum. Uyudum. Hem de yılın en uzun gecesinde. Allah’ım bundan güzel bir şey olabilir mi? Gerçi benim uyumam birçok şeyin ters gitmesine, planın bozulmasına sebep oldu. Niye mi? Durun en başından başlayayım.

Daha fazla

Uykusuzum demiş miydim?

Hep uykusuzluktan şikâyet ettiğimin farkındayım. Aslında bunlar benim süper günlerim. Bundan beter olduğum günlerde bir blogum yoktu da yazamadım. Hoş yazmayı bırakın, bilgisayarın düğmesine bile basacak halim yoktu o zamanlar.

En son uyuduğumda bebekler kuvözdeydi. Ne kadar doğru düzgün bir uyku çekebildiğimi siz tahmin edin. Lohusalığın da etkisiyle durup durup onlar için üzülüyor, ağlıyordum. Ben ağlarım yavruma, anam ağlar yavrusuna misali annem beni düşünüyor ve “Kızım, bunlar iyi günlerin. Hazır bebeler de başında yokken, yat uyu” diyordu. O zamanlar onu zalimlikle suçluyordum ama meğersem haklıymış.

Daha fazla

Söyleyene değil söyletene bak!

Bebeklere en güzel hediyenin onları anlatan günlükler olduğunu düşünüyorum. Fotoğraflar ve videolar da çok hoş ama günlükte onlar için harcanmış ayrı bir emek var. Gebeyken günlük tuttum. Her gün neler yaptığımı anlattım. Doktor kontrollerimizi, o gün onlar için neler öğrendiğimi, onları nasıl heyecanla beklediğimizi, ne hayaller kurduğumuzu… anlattım da anlattım. Zaten vakit boldu. Ayağımı uzatıp günlük yazıyordum. Oh be ne günlerdi. Hamileliğim bu kadar kısa sürmese meydan larus hacminde bir şey çıkarırdım ortaya ama ne yazık ki yarıda kaldı.  Olsun, o da yeter diye düşünüyordum ama olacak bu ya, günlük kayboldu gitti. Deli oldum, aramadığım yer kalmadı. Ama yok, yok! Çok üzüldüm, çok hayıflandım.

Daha fazla

Yoo delirmedim, sadece uykusuzum

Bebelerim doğduğundan beri doğru dürüst uyku yüzü göremedim. Önce prematüre sıkıntıları, arkasından aylarca bitmeyen doğal gazları, dişleri, çişleri, hastalıkları… derken bugünlere kadar geldim. Bugün tam 16 ay 25 günlükler. Oğlan şükür iyi de kızın hâlâ doğru dürüst gece uykusu yok. Gecede 6-7 kez kalktığımda “Vay be amma iyi uyudum” diye yataktan çıkıyorum. İlk bir sene kesintisiz bir saat uyumadım. Kızım sağ olsun saatte 1,2,3 hatta 4 ve 5 kere kalkarak beni çıldırttı. O sıralar oğlan da uyumazdı. Ben bir o oda bir bu oda derken koridorda koşarak sabahı ederdim. Şimdi artık baykuş misali tünediğim dalda sabahlıyorum. En azından dolanmam yok.

Daha fazla

Previous Older Entries

Blog Stats

  • 147.960 hits